Sömestirde Neler Yaptık???

4 Nesil birarada

Sömestir olunca anneleri genel olarak bir heyecan kaplıo, eyvah napıcaz gibisinden… Tüm avmlerde atölyeler, etkinlikler, tiyatrolar… Onların hepsine bak, rezervasyon yap, katıl fln… uğraşamicam dedim. Zaten bizimkilerin okulu 1 hafta tatil, bakarız, canları ne isterse diye düşündüm. Bu arada yeterince bol hastalıklı bir sezon geçirdiğimiz için de haldır haldır koşuşturmalı programlar yerine bol dinlenmeli ama arada da tabi aktiviteli bişiler yapmaya çalıştım. Okulda zaten masa başı aktivitelerin tillahını yaptıkları için böyle aktiviteler seçmemeye özen gösterdim. Dila’nın bu yıldan beklentisi ve dilekleri arasında ata binmek ve buz pateni vardı. Bunlar listenin olmazsa olmazlarıydı. Buna arkadaşım Ece hamam programı ekledi saolsun. Değişik, güzel ve bol anılı 1 hafta oldu…

Karneler alındı. Melisa da aldı aslında ama okulun fotoğrafları arasında onu bulamadım malesef. Resimde soldaki öğretmen Leverne; Dilaların ingilizce öğretmeni. Sağdaki öğretmen ise Simgem; Dilaların sınıf öğretmeni. İkisi de gerçekten çok seviliyor… İşlerinde de iyiler… Kendilerine çok teşekkür ediyoruz burdan bu vesileyle ,)

İlk programımız Ece ve ikizleri Defne ve Deren ile birlikte hamam günüydü. Bu güne ait çok fotoğraf paylaşamicam malum adı üstünde “hamam” daydık. Ama tabi buraya koyabileceğim türden de resimler çektik.

Kızlar çok eğlendiler. Her biri yıkayacağı bir oyuncağı getirmişti. Bizimkilerin tercihi ponyleri oldu. Ben de köpüklü kese yaptırdım ayıptır söylemesi. Kızlar o köpüklere bayıldılar.  Biz Acarkent’te özel bir spaya gittik. Ama bu kısım biraz hatalıydı. İnsanlar kafa dinlemeye gelmişler çocuksuz, bizse 4 çocukla… Devamlı sessiz olun uyarısı yapmak zorunda kaldık. Tabi bu durum bizim için de gelenler için de hoş olmadı. Bu kadar dikkatli davranmamıza rağmen şikayet aldık. Demekki böyle bir çocuklu hamam programı için yer seçerken çocukla ok bir yer seçmek önemliymiş. Ufak bir detay verim dedim düşünenlere…

Ertesi gün annemlere Kilyos tarafına geçtik. Ananem de gelcekti ve ailecek güzel bir kaç gün geçirecektik. Ananem malesef bu hastalıklardan dolayı kızlarla bir araya gelemiyor çünkü yaşlıların grip olayına çok dikkat etmesi gerekiyor. Sonuçları ölümcül olabiliyor. Bu sebepten kızlar da hasta değilken ananemde annemlere geldi ve hep bir arada bikaç gün geçirdik.(en başta kapak resmindeyiz) Bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. Annem tek çocuk, ben tek çocuğum ve bizimkiler 2 kardeş. Aslında küçük bir aileyiz ama birbirini düşünen ve her zaman yanında olan bir çekirdeğiz. İyiki varsınız 🙂

Gider gitmez hemen at binmeye gittik. Şansımıza hava misss… Zekeriyaköy’de kocaman bir arazi içinde “Ranch Club” adında bir yer var. Yakın diye orayı tercih ettik ve çok da memnun kaldık. Küçük biniciler için ponyleri var, büyük biniciler için de normal atları var. Hem açık ormanda, hem de kapalı kum alanlı yerleri var. Kapalı alanda özel ders alanları izledik. Biraz bilgi aldık. Ata binme yaşı en erken 6ymış. Bizim 1 senemiz daha var. Kapalı alanda özel ders yapanları izlerken 7 yaşında bir kız kocaman ata nasıl güzel biniyordu… Dila da ben de istiyorum demekte geç kalmadı tabi. Melisa’yı ponye bindirdik, Dila ve öğretmenin de yönlendirmesiyle Dila’yı büyük ata “Şampiyon”a bindirdik. Bu arada “Şampiyon” filmi bu sene en etkilendiğim ve çok beğendiğim film oldu. Kaçıran varsa mutlaka izlesin.

Bisiklet &scooter kasklarımızı götürmüştük. Binmeden önce onlar da giyildi, ananeyle poz verildi ve atlar geldi…
Dila’nın yüzündeki ifade… İlk binmesinde tecrübeli bir öğretmen olması çok büyük şanstı. Korkmadı ve tedirgin olmadı.
Biz de peşlerinde… İyi yürüdük temiz havada.
Arazi gerçekten büyük. Bir de çiftlik hayvanlarını görebileceğiniz bir yer yapmışlar. Daha önce gezmiştik fakat bu gezimizde bakımdaydı o yüzden oraya giremedik.

Melisa aynı mutlulukta değildi malesef 🙂 Tedirgindi ve onu atamadı. Atı da yürümek istemiyordu. Durup ot mot takılmak istiyordu. Belki de açtı bilmiyorum. Ama yüz ifadesinden de anlaşılacağı üzere çok keyifli değildi.
Burası da bahsettiğim özel ders kapalı alanları…
Dila 2. kere Şampiyon’a binmek istedi… Melisa düşünmedi bile 🙂

Akşam babalarına heyecanla geçirdikleri günü anlattılar. Temiz hava da çarpmıştı zaten. Müthiş bir uyku çektik. Ertesi gün benim o tarafta sevdiğim ve  işlerini beğendiğim bir salon var. Ekip Zekeriyaköy.. Hazır dedim burdayım, uzun zamandır pinterest’te pinleyip de beklettiğim istediğim saç modelini yapabilir miyiz acaba? Annem saolsun çocukları idare etti ve ben sabahtan hemen çıktım. Doğru kuaföre.. kesim ve balyaj yaptırdım. Çok da mutlu kaldım.

Kuaförde paketlerle beklemekten daha sıkıcı bir iş yok bence 😬 ama tabi sonunun nasıl çıkacağı heyecanı paha bilmez… biz kadınlar nedense kuaförlere bayılırız (genelleme yapıorum çünkü etrafımda tanıdığım sevmeyen yok). Bir bakım günü böyle kendimize ayırdığımız zaman huzuru mudur cezbeden, izzeti ikramlarla şımartılmamızmı…yoksa işi ehlilere bırakmı… bilemedim ama sonu genelde mutlulukla bitio ve çok sıkıcı bu süreç müthiş bir hazza dönüşüo. Çok ciddi bir emek ve uzun saatler çalışma var. Kuaförler candır die düşünüorum. Ne de olsa bizi mutlu etmek kolay değil! Ellerinize sağlık 👏🏻👏🏻

Kızları alıp doğru buz patenine…

Uniq Hall’a gittik. Açık alanda baya büyük bir buz pateni alanı var. Öğretmenleri çok cici harçlık çıkartan öğrencilerdi. Enerjileri yüksek ve çok pozitiflerdi.
Dila özel ders aldı. Çok da keyif aldı. Haftasonları götürmek istiyorum bakalım… Watergarden’de varmış aynı yerin şubesi. Daha gidip görmedim bakıcam.
Melisa da yaşına uygun olarak kızak yaptı. Dila’dan daha çok eğlendi. Çünkü onu uçuran ve nerdeyse 1 saat boyunca gezdiren öğretmeni vardı. Minnaklar için mutlaka diyorum!

Bu kadar gezi sonrası biraz da dinlenmek lazım. Ananelerde çantalarımızı topladık. Eve geldik. Okula yorgun başlamamaları adına film izledik, kitap saatleri yaptık ve serbest zaman… Kızların şu an favori filmi “Rio”. Belki 20 keredir izliyoruz. Frozen 2 geliyormuş önümüzdeki Kasım’da. 2013’ten bu yana popüleritesini kaybetmeyen her evin olmazsa olmazı kostümleri olan Elsa, bu senenin sonunda tekrar geliyor…

Evimizde sabah selfiesi…
Dila’nın ponciği de kucağında, mısırlı film keyfileri…
Hep Kitap’ın “Tavşancan ve Faresu” serisi bizim vazgeçilmezimiz oldu. Dila küçüktü serisini edindiğimizde. O zaman biz ona okuyorduk ve ondan bir hikayesiz asla uyumazdı. Şimdi büyüdü ve tabi ezbere bildiği için birebir kardeşine okuyor, anlatıyor. Muhteşem bir seri. Hatta Dila Tavşancanmış, Melisa da Faresu 🙂 Melisa bile sözde okumaya başladı…
Babamız da saolsun bitkilerimizin bakımlarıyla uğraştı. Bize gelen herkes bitkilere meraklısınız galiba diyor… Zor değil mi? sorusu geliyor ardından. Su vermek zor değil. Yılda 1-2 defa olan bakımları da inanılmaz stres attırıyor diyebilirim.

Umarım herkes sömestirini güzel anılarla gerisinde bırakmıştır…

 

 

Yorumlar

yorum

“Sömestirde Neler Yaptık???” için 2 cevap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir